Skip to content

McOzden Yönetim Eğitim Danışmanlık

You are here: ANASAYFA
İŞ - ÖZEL YAŞAM DENGESİ PDF Yazdır E-posta
Yazar Y.Doç.Dr. Abdullah Soysal   
Pazar, 22 Kasım 2009

ImageGünümüz toplumunda kendini işine kaptırmış olan insanlar o kadar çok çalışıyorlar ki adeta dünyayı sırtlayıp götürecekler. Özellikle küreselleşme, bireylerin alışkanlıklarını, yaşam biçimlerini, eğlence tarzlarını, iş yapma etkinliklerini hızla değiştirmekte.

Böylesi bir değişim çağı, çalışan insanların, kendisini geliştirmesinden uzaklaştırarak, kendisini sosyal çevresine, iş çevresine ve benliğine yabancılaştırabilmekte.  

Bu değişim sürecinde birey, yoğun ve monoton iş hayatının doğurduğu yorgunluk ve tükenmişlik hissi riski ile karşı karşıya kalabilmekte.

Bedensel ve ruhsal yorgunluk bunun en açık örneği. Hiç durup dinlenmeksizin çalışma, insanın fiziksel ve psikolojik dayanma sınırını zorlamasına ve sonunda da patlamasına yol açabilmekte.

Dolayısıyla çalışan her birey “dengeli bir yaşam” çerçevesinde işine ayırdığı zaman kadar kendine, sağlığına ve sosyal yönüne de zaman ayırabilmelidir.

Çünkü eğer hastalanırsanız iş bir kesintiye uğrar. İyileşmeniz için geçen süre tam olarak boşa harcanmış bir zaman olmayabilir ama yine de başka bir yöne kanalize olmuştur. Sağlığınıza başından itibaren belirli bir ölçüde ve yeterli derecede ilgi göstermeniz hastalığa karşı bir çeşit sigorta görevi görür. Tedavide unutulmaması gereken bir nokta vardır ki o da, önlem almaktır.

Etkin zaman yönetimi bu anlamda modern insanın hayatını daha anlamlı ve yaşanabilir hale getirmesinde kullandığı bir kurtuluş reçetesi olarak görülebilir.  

Fakat etkin zaman kullanımı, sürekli çalışmak demek değildir. Çünkü çalışırken bir doyum ve mutluluk elde etmek de gerekmektedir. Bu ise bireylerin tüm zamanlarını sadece örgüte hasretmeleri, kendi sosyal, sportif ve kültürel gelişmelerini ihmal etmeleri ile mümkün görünmemektedir (Soysal, 2007, s.271).  

Bu anlamda ancak iş hayatı ile iş dışı uğraş ve aktiviteler arasında denge kurabilen bireyler, hayatına düzen getirebilecek ve mutlu yaşayabileceklerdir.  Aksi takdirde, dinlenme, enerji toplama, hobilere zaman ayırma gibi etkinlikler ve ihtiyaçlar için zaman ayıramayan bireyler, sürekli iş baskısı altında stres ve gerginlikler içerisinde başarısız ve sağlıksız bir yaşam sürebileceklerdir.  Bu anlamda bireyler boş zamanlarını iyi değerlendirmeli ve onu yaşam kalitelerini yükselten önemli bir motivasyon kaynağı olarak görmelidirler. 

Peki nedir o zaman “Boş zaman?” 

Boş zaman, bireyin çalışma saatleri dışında, uykuda geçen zamanın, işe gidip gelme zamanını ve zorunlu gereksinimleri için (vücut temizliği yapmak, yemek yemek vb. gibi) harcadığı zamanın dışında kalan ve bireyin istediği gibi kullanacağı zamandır (Soyer ve Can, 2003, s:105).  

Yani boş zaman, “Bireyin çalışma ve çalışmayla ilgili ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, geriye kalan kullanılabilecek zamanın miktarı” ya da “İnsanın çalışıp çalışmamak ya da yapacağı çalışmayı istediği gibi seçme şansını bulduğu süre” olarak tanımlanmaktadır (Gökmen, 1985, s:15; Köknel, 1995, s:185).  

Uyku, günlük iş, öğrenim dışında kalan bu zaman içinde insan istediği gibi davranabilir. İsterse dinlenebilir, eğlenebilir, oyun oynayabilir, kendisini bir meslekte yetiştirebilir, mesleğinde ilerlemek için çalışabilir, özel bir konuyla ilgilenebilir.  

Kısaca boş zaman, dar anlamda iş ile ilgili hayatı idame ettirme sorumluluklarından veya diğer emirli görevlerden serbest kullanılan zaman olarak tanımlanmaktadır. Geniş anlamda ise boş zaman, birçok kültürel ve kamu hizmeti kapsamı içindeki hobiler veya meşguliyetler dizisine katılım sureti ile, benlik geliştirme için serbestçe kullanım hakkı ve fırsatları olarak tanımlanmaktadır (Hacıoğlu vd., 2003, s:18).  

Yani insan boş zamanlarında dinlenme, eğlenme, sosyalleşme, kişisel gelişimini gerçekleştirme, kültürel faaliyetlerde bulunma gibi etkinliklerle kişisel beğeni ve tercihleri doğrultusunda katılmaktadır (Soysal, 2007, s.276). 

İnsanın en çok boş zaman sürecinin gençlik ve yaşlılık dönemlerinde gerçekleştiği ve bu dönemi çeşitli etkinliklerle değerlendirdiği söylenebilir. Bu etkinlikler kendi içerisinde en verimliden zararlıya doğru altı aşamalı bir sınıflamaya tabi tutulabilir (Gümüş, 2003, s:189): 

a. Yaratıcı katılım (modeli yaratan kişi, kaşif ya da sanatçı)
b. Aktif katılım (modeli taklit eden, rolü oynayan kişi)
c. Duygusal katılım (takdir ve beğeni toplayan kişi)
d. Eğlence, tekdüzelikten kaçış, zaman öldürme (bıkkınlığa çare arayan kişi)
e.Kişinin kendisine ve yakın çevresine zarar veren etkinlikler (stresini, komplekslerini sapıkça veya sapkınlıkla gidermeye çalışan kişi)
f. Topluma karşı yapılan zararlı etkinlikler (çeşitli suçlar) 

Boş Zaman Artışı ve Kullanımı 

Boş zaman kavramı insanlığın teknolojik, sosyo-kültürel ve ekonomik gelişmesine paralel olarak şekillenmiştir. Sanayileşme dönemlerinde çalışan gruplar çok da fazla boş zaman bulamazken, son yüz yıl içinde, yıllık çalışma süresinin 3000’den 2200 saate indirilmesi ile dinlenme ve boş zaman süreleri önemli miktarda artış kaydetmiştir (Hacıoğlu vd., 2003, s:18). 

Bucher’ın Amerika’da zaman kullanımı üzerine yaptığı araştırma (Tablo.1), gün geçtikçe insanların boş zaman kullanımlarının önemli oranda değişiklik gösterdiğini vurgulaması açısından önemli bir veri olarak dikkate alınmalıdır. 

Tablo.1. Amerika’da Zaman Kullanımının Yıllara Göre Dağılımı

Aktiviteler/Dönemler188519502000
Okul5,644,8
İş2615,37,9
Boş Vakit7,820,727,1
Yemek ve Uyku60,559,960,2
Toplam100,00100,00100,00
 Kaynak: Karaküçük, 1999, s:41 

Diğer taraftan boş zamanların değerlendirilme şekli ve yönü de bu sürece bağlı olarak önemli değişkenlik göstermiştir.

Sanayi devriminin başlangıç dönemlerinde çalışanlar boş zamanlarını ancak dinlenmek ve fiziksel güçlerini geri kazanmak için değerlendirirken, günümüz modern insanı boş zamanlarını eğlenmek, kültürel faaliyetlerde bulunmak, kişisel öz bakımlarını yapmak gibi katılımlarında serbest oldukları faaliyetlerle geçirir durumu gelmişlerdir (Soysal, 2007, s.278). 

Boş zaman ve tatil gibi olguların hayatımıza girmesi ile birlikte ortaya “üç sekiz” adıyla bir teori atılmıştır. Bu teoride: 8 saat iş, 8 saat gevşeme ve 8 saat dinlenme gibi dengeli bir yaşam savunuluyordu.  

Boş zamanla ilgili bir diğer gelişme ise, boş zamanı ve tatili bir hak olarak kabul eden ülkelerin, yıllık ücretli izin hakkını çeşitli tarihlerde kabul etmeleri yönünde olmuştur (Hacıoğlu vd., 2003, s:19). 1850’li yıllarda haftalık çalışma saati toplamı 70 saat iken, bu süre günümüzde 30 hatta 25 saatlere kadar inmiştir.

Bütün bu gelişmeler giderek artan boş zamanda insanların ne yapacakları konusunu gündeme getirmiştir.  Yaşayan ve nefes alan her insan için zaman vardır. Fakat var olan bu zamanın nasıl tüketildiği de bir o kadar önemlidir. Bu anlamda kullanılan zamanın niceliğinden çok niteliğinin daha önemli olduğunu söylemek mümkündür. Buradaki temel ilke ise, zamanın en iyi bir şekilde değerlendirilmesidir. 

Günümüzde sürekli koşuşturma içerisinde yaşayan insanların büyük çoğunluğunun, yaşadıkları zamanı kavrama ve onu bilinçli bir şekilde kullanma yetisinden yoksun olduğunu söylemek mümkündür (Yılmaz ve Aslan, 2002, s:26).  

Özellikle de boş zamanın nasıl ve ne şekilde değerlendirileceği konusunda toplumda sağlıklı bir bilincin gelişmediği söylenebilir. Çünkü birçok kişi işini düşünmeden, kolaya kaçarak ve çevresine uyarak iş saatleri dışında, geceleri ve hafta tatillerinde anlamsız ve sıradan eğlence türlerine alışabilmektedir.   

Genelde kişilerin boş zamanlarını değerlendirme biçimleri etkin ve edilgin olabilmektedir. Etkin değerlendirmenin, bireyin ve toplumun gelişmesine yararlı ve olumlu katkı yaptığı söylenebilir. Bu kapsamda etkin değerlendirmelerin başında, toprak ve bahçede çalışma, elişi, sanat, halk oyunları, spor, öğrenme ve tanıma amacı olan geziler, kitap okuma, yazma, her türlü konunun zihinsel gelişme ve yaratıcılığı uyaracak biçimde tartışılması gibi etkinlikler sayılabilir.  

Edilgin değerlendirme durumunda ise insan çoğunlukla izleyici durumundadır. Ancak kişinin amacı, seçimi, beklentisi, eğilimi doğrultusunda etkin biçime dönüşebilir. Televizyon seyretmek, radyo dinlemek, spor gösterisine, maça, sinemaya, tiyatroya gitmek, arkadaşlarla konuşmak, gezmek bu tür değerlendirmeler arasında yer alan etkinliklerdir (Köknel, 1995, s:186). İnsan isterse bu tür etkinliklerden de bedensel ve zihinsel gelişmesine olumlu katkılar yapacak öğeleri toplayabilecektir. 

Bu tür etkinlik değerlendirmeleri dışında amaçsız, başıboş gezip tozma, evde kahvede ya da barlarda eğlenmek, oyun oynama, internette sörf yapmak gibi uğraşılar da boş zaman geçirme yolu olarak görülebilir (Köknel, 1995, s:186).  Bu tür uğraşılar ve eğlencelerin, insanın kişiliğini geliştirmesinde, yeteneklerini açığa çıkartmasında çok da fazla katkı sağlamadığını ifade etmek mümkündür. Aynı şekilde bu tür eğlence ve aktivitelerin eğlendirme değerleri oldukça sınırlıdır.

Çalışan kişiler için boş zamanın etkin bir şekilde değerlendirilmesi, işinden memnun olmayan birçok insanı mutlu kılabilir. Çünkü kişiye işi kıvanç ve huzur vermiyorsa, tatmin olmuyorsa, bu kişinin boş zamanlarında merakları veya hobileri sayesinde yaptığı etkinliklerinden dolayı duyduğu kıvanç onun mutluluğu için büyük bir katkı olabilecektir.  

Örneğin; eğer kişi iş yerinde arkadaş edinememişse, çalışma saatleri dışında gittiği lokallerde-ya da benzeri yerlerde- arkadaşlıklar kurabilir. Kişiliğini ve yeteneğini göstermesine, işinin monotonluğu imkân vermiyorsa, sosyal ve kültürel alanlardaki çalışmalarıyla bu yeteneğini sergileme olanağı yakalayabilir. Ya da iş yerinde hiç sorumluluğu olmayan düz bir işçi, sözgelimi, bir futbol takımının aranır bir oyuncusu, ya da bir derneğin hatırı sayılır bir başkanı veya üyesi olabilir.

Bunlara ek olarak, düşük gelirin önlendiği bir şeye sahip olma umudunu da, piyango’da ya da toto’da kazanma umudu canlı tutabilir. Buna göre insanın özbenliğine uygun ve yapmaktan zevk aldığı toplumsal, kültürel ve sportif etkinliklere katılması veya yeni ve farklı heyecanlar peşinde koşması onu günlük yaşamın sıkıcılığından kurtarabilecek ve onun toplumsal bir kişilik kazanmasını hızlandırabilecektir. 

Kaynakça 

Gökmen H., 1985, Yükseköğretim Öğrencilerinin Serbest Zaman Etkinlikleri Kendilerini Gerçekleştirme Düzeyleri, Milli Eğitim Basımevi, Ankara

Gümüş Turgut, 2003, “Rekreasyonel Açıdan Bisiklet”, I. Gençlik Boş Zaman ve Doğa Sporları Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Gazi Üniversitesi S.K.S.D. Doğa Sporları  Arama Kurtarma Merkezi, Ankara

Hacıoğlu Necdet, A. Gökdeniz ve Y. Dinç, 2003, Boş Zaman ve Rekreasyon Yönetimi, Detay Yayınları, Ankara

Karaküçük Suat, 1999, Rekreasyon, Boş Zamanları Değerlendirme, Bağırgan Yayınevi, Ankara

Köknel Özcan, 1995, Kaygıdan Mutluluğa Kişilik, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul

Soyer Ferit ve Y. Can, 2003, “Üniversite Öğrencilerinin Boş Zaman Alışkanlıkları ve Sportif Eğilimlerinin Mesleki Yönelişlerine Göre Karşılaştırılması”, I. Gençlik Boş  Zaman ve Doğa Sporları Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Gazi Üniversitesi S.K.S.D. Doğa Sporları Arama Kurtarma Merkezi, Ankara

Soysal,A., 2007, “Boş Zaman Etkinlikleri Rehberi”, Editör: M.Şerif Şimşek, A.Çelik ve A.Soysal (içinde) Zaman Yönetimi ve Yönetsel Zamanda Etkinlik, 2.b., Gazi  Kitabevi, Ankara

Yılmaz Abdullah ve Seyfettin Aslan, “Örgütsel Zaman Yönetimi”,C.Ü. İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt 3, Sayı 1

 
< Önceki   Sonraki >
McOzden yahoo grubuna üye ol

[+]
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size