| İNSAN KAYNAKLARININ ZOR YILI |
|
|
|
| Yazar Kartal Tolga | |
| Pazar, 27 Aralık 2009 | |
|
Bu zor yılı geride bırakırken bu süreci kayıplarla kapatan veya kapanan bir çok şirketin aksine bugün küresel ve ülke bazında ayakta kalabilenler olarak bir şeyler başardı isek bu başarı, makinasının başındaki mavi yakalımızdan merkez ofislerde işleri planlayan ya da pazarda çılgın bir rekabet içinde koşturan satış sorumlusu beyaz yakalımıza kadar hep birlikte gösterdiğimiz özveri ve emeğimizin sonucudur. Atalarımızın dediği gibi zaten ZOR OLAN, GÜZEL değil midir ? İşte bizlerde şirket ve ülke bazında bu zor olanı hep birlikte başardık ! Evet şirketlerimizde bazı dostlarımızla krizin uzantısında maalesef istemeden de olsa yollarımızı ayırdık , işimiz gereği iş akdi fesih tebliğlerini yapmanın zorluğunu ve negatif enerji yüklü duygusal yoğunluğunu bir çok kez yaşadık. Şirketimiz dışında da bazı dostlarımızın şirketlerinin kapandığını ya da öncelikle insan kaynaklarından başlayarak bir çok dostumuzun da işlerini kaybettiğini öğrendiğimiz her gün onların üzüntülerini ateşin düştüğü yer kadar olmasa da dostluğumuzun getirdiği duygusallıkta paylaştık. İşimizde ve evimizde maddi boyutta bir çok tasarruf tedbiri aldık. Zaten iş ve insana hizmet odaklı İnsan kaynakları çalışanları olarak çok da fazla vakit ayıramadığımız kendimize ayırdığımız vakitlerde ve sosyal yaşamımızda belli ölçütlerde kısıtlamalara gittik. Ama bu sancılı süreçte küresel pazarda değer kaybetmeden çalıştığımız şirketlerimizin ayakta durması için bu özverilerde bulunmamız gerektiğini ve sadece duygularımızla değil aklımızla da hareket etmemiz gerektiğini unutmadan, küresel iş yaşamının karşılaştığı bu zorlu fırtınada şirket yelkenlimizi akıntıya kapılmadan hedeflenen rotasında devam ettirmeyi başardık. İş yaşamında 2008 ve 2009 karayel fırtınaları ve benzerleri geçmişte olduğu gibi gelecekte de hep olacak… Önemli olan yelkenlimizi bu fırtınalı denizlerde akıntıya kaptırmadan rotasında taşıyabilmek ve teknemizin üstünde kaymadan ve düşmeden, dalgalara kapılıp sürüklenmeden ayakta kalmayı başarabilmek…İnsan hizmet bahçıvanları olan insan kaynakları çalışanları olarak bu inancımızı ve geçmiş başarılarımızı 2010 ve ötesine de taşıyacağımıza, ülkemiz insanının çok farklı zenginliklerindeki enerjisine olan güvenimle yürekten inanıyorum. Zaten küresel finans uzmanlarının birçoğunun yorumlarıyla 2010'a en az zararla merhaba diyebilen pazarlardan biri değil miyiz? Yanlış anlaşılmasın klasik Polyannacılıkla cennet bağlarında, iyimserlik imbatı ile serinleyebildiğimizi iddia etmiyorum. Tabii ki iş dünyamızın çözüm bekleyen kanayan yaraları var… Tabii ki sosyal ve siyasal sorunlarımız başta artan işsizlik oranlarımız ve tedaviye muhtaç sosyal güvenlik sistemimizin sorunları başta olmak üzere geçmişten gelen bir çok problemimiz çalışma dünyamızı da etkilemeye devam ediyor. Bir çok sektör ve şirket çok ciddi sıkıntılar ve tehlikeler yaşıyor. Ama geçmişte bizlere nazaran dünyanın bizden çok daha güçlü bilinen ekonomilerindeki kendilerine çok güvenen insanlar, sosyal refah seviyelerindeki çöküntüler ve alışmadıkları işsizlik oranları ile geçmişlerinde karşılaşmadıkları kadar şiddetli şaşkınlıkları yaşarken, bizler belki de geçmiş alışkanlıklarımızdan kendini bizlerden üstün gören bir çok pazardan daha az sarsılarak bu fırtınayı atlatmaya çalışıyoruz. Bunda Mevlana sabır ve hoşgörümüzün de etkili olduğu muhakkak ama bununda ötesinde ÇILGIN TÜRKLER yürekliliğimizin bu fırtınayı atlatmada bizleri çok daha güçlü kıldığı yadsınamaz. Bu inancımızın kaynağı ise iş ve meslek arkadaşlığımızın çok ötesinde yaşadığımız coğrafyada bizlere geçmişten miras kalan kültürel zenginliğimizle dopdolu sıcak ve samimi duygularımızdan kaynaklanan, Yunus'larda , Hacı Bektaşı Veli'de, Hallac-ı Mansur'da, Fuzuli'de, Ömer Hayyam'da, İbni Haldun'da, İbni Sina'da, Halil Cibran'da, Mevlana'da ve daha nicelerinde felsefi boyutlarına ulaşmış SEVGİ ve DOSTLUK bağımızdır. Ki bugün sonsuzluğa ulaşmış bir çok meslekdaşımızın da ruhen hala o sevgi bağlarını hatıralarımızda koruduklarını biliyoruz. İşte bu duygu ve düşüncelerle 2009'u uğurlarken 2010'a MERHABA diyoruz : Acımasız ekonomik karayelde dalgalara kapılıp sürüklenen dostlara bakıp gözlerimizden süzülen damlalar beyaz köpükleri sindiremezken… Yaşadığımız sosyal ve siyasal sorunların iş dünyamıza krizin de ötesinde olumsuz etkileri çocuklarımızın geleceği adına bizleri zaman zaman ürpertirken… Mevlana sabır ve hoşgörüsü ile kalbimizin derinliklerinden çıkan nefesimizin umutla ve toprağımızın insanının tüm zenginliği ile dopdolu olarak yıldızlara yükselen kırlangıç misali kanatları kırlangıçtan kartala dönüşürken… Yaşam Mağaramızın duvarındaki gölgelerle savaşmayı bırakıp Platon'un İdealar Dünyasındaki gerçeklere dönebiliyor ve kendimizi “Truman Show” filmindeki sahte platodan uzaklaştırabiliyorsak… Graham Green'in “Zor Tercih” romanındaki Sarah'ın yaşadığı ikilemdeki canından çok sevdiği Maurice misali sadece yaşamaları için bile sevdiklerimizin bizleri hatırlamamaları risklerini göze alacak kadar cesaretle Tanrı'dan yeniden onların yeniden yaşamalarını isteyebiliyor ve ailemiz ve dostlarımız başta olmak üzere tüm çevremizdeki canlı ve cansız varlıkları bu cesaretle karşılıksız sevebiliyorsak… Yunus gibi BİR BEN VARDIR BENDEN İÇERİ diyerek aynadaki benliğimizi günahları ve sevapları ile bir empat gibi mertçe sorgulayabiliyorsak… Herakleitos'un sözünü ettiği doğadaki gizli uyumun temelindeki erdemlerimizin merkezinde EROS'unda ötesinde bencillikten uzak saf ve duru SEVGİ bağımızın güzelliğini aklımızdan çıkarmıyorsak… Karşılık beklemeden sevdiklerimizin ve dostlarımızın gözyaşlarını silebilmeye devam ediyorsak… Sol beynimizdeki aklımızın kimyasını sağ beynimizdeki duygularımızın kimyası ile beslemeye devam edebilirsek, İnsan Kaynakları emekçileri olarak mesleğimizin İNSAN boyutlu farklı onuruyla, daha nice gelecekteki geçmişe dönüşecek yorgun yılları sevdiklerimizle elele, tökezlesek de yeniden ayağa kalkarak uğurlayabiliriz tarihin tozlu raflarına…. işte bu İNSAN SEVGİMİZİN YÜCELİĞİNDE ve her fırtınaya rağmen sevgi İmbatıyla dolu cesaretimizle diyebiliriz ; BİRLİKTE ELELE DAHA NİCE MUTLU SAĞLIKLI VE SEVGİ DOLU YILLARA !!!! Halil Cibran'ın deyişiyle ; Derler ki, çakal da, köstebek de |
| < Önceki |
|---|
| ANASAYFA |
| KURUMSAL |
| EĞİTİMLERİMİZ |
| DANIŞMANLIK |
| HABERLER |





