Skip to content

McOzden Yönetim Eğitim Danışmanlık

You are here: ANASAYFA
ASLINDA... PDF Yazdır E-posta
Yazar Yonca Yücel   
Pazar, 10 Ocak 2010

ImageGeçenlerde Sakarya’da konuk konuşmacı olarak katıldığım İş Arama Teknikleri konulu bir seminerin bitiminde, sıra  soru cevap kısmına gelindiğinde salonda bulunan konuklar birer ikişer soru sormaya başladılar.

Sahnede yeralan masada bir akademisyen, bir danışman, bir profesyonel(ben), bir tiyatro oyuncusu vede internette yeralan iş arama portallarından bir yetkili gelen sorulara yanıt vermeye başladık. Konu başlıkları tabi ki nasıl iş bulabiliriz? Nasıl diğer adayların önüne geçerek kendimizi nasıl daha iyi gösterebiliriz gibi beylik sorulardı. Bizler soruyu soran kişinin masadaki hangi kişiye soruyu yönelteceğini bekliyor ona göre önümüzdeki mikrofonun düğmesine basıp başlıyorduk konuşmaya.  

Bir ara salonda söz almak isteyen genç bir bayana mikrofon uzatıldığında, kendisinin yükseklisans yapmak istediğini ve alanını seçerken iş dünyasının kendisini tercih etmesi için ne okuması gerektiği sorusunu masadaki tüm güncel bilgilere ve sektöre hakim kişileri pas geçerek akademisyen dostumuza yöneltti. Masadaki herkes gibi, akademisyen dostumuz da şaşkınlık içinde soruyu ana hatlarıyla cevaplamaya çalıştı.  

Buradan şöyle bir anafikir çıkarttım. Üniversite okuyan arkadaşlarımızın ki, özellikle İstanbul dışındaki üniversiterdekileri kastediyorum, özel sektör konusundaki bilgileri, bırakın bilgiyi, fikirleri bile çok zayıf. Sorunun kaynağını bile tespit edip doğru alana yöneltemiyorlar. Bunda birçok faktör var elbette ki ama temel nokta, üniversitelerde öğrenim süresi boyunca öğrencilerin çalışma hayatına hazırlanamamaları, staja zorlanmamaları, ailelerin bilinçli olup onları yönlendirememeleri ve özel sektörün İstanbul dışına çok fazla rağbet etmemesi sayılabilir. Aynı nedenledir ki, birkaç genç girişimci bu açığı farkedip yeni mezun kişilere özel sektörü tanıtmak ve onları iş hayatına hazırlamak için bir şirket kurup bu işten para bile kazandılar, hala da kazanıyorlar. 

Insan Kaynakları Yöneticisi olarak son yıllarda iş görüşmesi yaptığımız adayların büyük çoğunluğunda gördüğümüz üzere, üniversiteler gençleri maalesef hayata hazırlamıyor. Gençler de bu konuda pek bir rahatlar doğrusu. Ebeveynler, aman aklı işe, para kazanmaya kaymasın diye, sorumluluk almalarına da çoğu kez fırsat tanımıyorlar. Ancak, durum mezuniyette değişiyor tabi ki… ak ve kara belli oluyor bu noktada. Suyunun bile ayağına getirilmesine alışkın gençlerimiz iş hayatına atıldığında ise, kendilerine aynı şekilde davranılmasını bekliyorlar veee hayal kırıklığı…  

Şimdilerde bu yeni kuşak için şirketlere eğitimler düzenlenmekte, onların şirketlerde nasıl daha verimli çalışabileceği konusunda paneller yapılmakta. Bunlar tabi ki çok güzel girişimler, asla yargılamıyorum hatta destekliyorum. Ancak, konunun odağına indiğimizde karşı karşıya kaldığımız  gerçekleri de kavrayıp, işte bunlar üzerinde çalışmamız, çok çalışmamız gerekiyor. 

Ben kendi adıma, insan kaynakları konusunda özel bir üniversitenin yükseklisans öğrencilerine verdiğim derslerimde işlediğim konuların güncel olmasına önem veriyor ve bilgi ile pratik birleşsin diye de mutlaka bir profesyonelin konuk konuşmacı olarak derse katılmasını sağlıyorum. Dolayısıyle konuların ayakları yere sağlam basıyor ve öğrenciler iş hayatında benzer konularla karşılaştıklarında doğru uygulamayı yapabiliyor ve doğru sonuca ulaşabiliyorlar. Bunun dışında, kariyer günleri için gittiğim üniversitelerde de gençlere mutlaka staj yapmalarını öneriyorum. Zira, stajlar farkındalık yaratır. Kişi, hangi alanda çalışmak istediğini anlar ve doğru seçimler yapabilir. Hayatımızı belirleyen de seçimlerimiz değil mi zaten….

 
< Önceki   Sonraki >
McOzden yahoo grubuna üye ol

[+]
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size