Skip to content

McOzden Yönetim Eğitim Danışmanlık

You are here: ANASAYFA
İYİ BİR YÖNETİCİ OLMAK İÇİN... PDF Yazdır E-posta
Yazar Nilüfer Özemir Soysal   
Pazar, 17 Ocak 2010

ImageElbette hepimizin bu soruya verebilecek pek çok cevabı vardır. Verilen cevaplar, her bireyin öznel değerlendirmesine, algılamasına, eğitimine ve deneyimlerine göre çeşitlilik gösterir.

Cevaplar kişiden kişiye değişiklik gösterse de, iyi bir yönetici olma yönündeki temel doğrular nedir acaba?  Temel doğruları ulaşmak, farklı cevapların kabul gören ortak paydalarını bir araya getirmekten ve pek çoğumuzun üzerinde hem fikir olduğu değerler üzerine yoğunlaşmaktan geçiyor.

Yönetici “amaçlanan işlerin yerine getirilmesi için grubunu örgütleyen, çalışanları aynı amaca yöneltip koordine eden, denetleyen ve kısaca sorumluluğu üstlenen kimse” olarak tanımlanır. Günlük yaşama baktığımızda ise yönetici önce kendi daha sonra ekibini ve örgütünü yönetebilen kişidir. Kendi önceliklerini, değerlerini ve hedeflerini belirleyememiş, kararlarını yönetemeyen, özgüvenden ve disiplinden yoksun bir kişinin yöneticilik yapmasından pek tabii söz edemeyiz. Aynı zamanda yöneticilik yapan pek çok kişinin sergilediği tutum ve davranışlar, o kişinin algılarını, paradigmalarını ve yaşanmışlıklarını içerir.

İnsanların tutum ve davranışları; doğuştan kazanılan bir takım özellikler ve mizacımız ile birlikte, geçmiş deneyimlerimizden oluşur. Bugün yöneticilik yapan pek çok insanın davranışlarında da geçmiş yöneticilerinden öğrendiklerinin, örnek aldığı davranışların, tepkilerin izi bulunmaktadır.  Bu noktada başarılı yöneticilerle çalışma şansını yakalamış kişilerin diğer yöneticilik vasıflarına da sahip olmaları durumunda, kariyerleri süresince iyi birer yönetici olma şansları daha yüksektir. Bugün maalesef yöneticilik sıfatına sahip  olan herkesin aynı zamanda yöneticilik vasıflarına da sahip olduğunu söylemek zor. '

' Üstün lider ( yönetici ), işlerin yapılmasını çok küçük hareketlerle sağlar. Emirlerini birçok kelimeyle değil, yaptığı birkaç işle yayar. Her işle bilgilenir, ancak nadiren karışır. Bir katalizördür. Eğer orada olmazsa, işler o kadar da iyi gitmeyecekse bile, başardığında hiçbir övgüyü üstüne almaz. .Üstüne hiçbir övgü almadığı için de, övgü onu hiç terketmez. '' (Lao – Tzu) 

Peki bir iyi ve başarılı bir yöneticide başka hangi özellikler aranmalıdır;  

  • Liderlik özelliklerine (özellikle üst düzey yöneticiler) sahip olmalıdır. Takımını yönlendirip ileriye taşıyabilmelidir. 
  • İşleri iyi bir şekilde planlayabilmelidir
  • Vizyon sahibi olmalıdır. Yenilikleri ve teknik gelişmeleri izleyerek gerekli düzenlemeleri yapabilmelidir. 
  • İnsan ilişkileri kuvvetli olmalıdır. Japon işletmelerinin başarılı olmalarında, yöneticilerinin bu beceriye sahip olması en büyük etkenlerden birisidir. 
  • İşinde uzmanlaşmış – teknik beceri sahibi olmalıdır. Özellikle orta ve alt kademe yöneticilerinin bu özelliğe sahip olması çok önemlidir. Zira çalışan, teknik bir problemle karşılaştığında bir üst yöneticisine başvuracaktır. Söz konusu yöneticinin teknik bilgiye sahip olmaması çalışanın gözünde yöneticinin saygınlığını ve otoritesini zayıflatacaktır.
  • Karar verme becerisine sahip olmalıdır. Bu gecikmeden zamanında isabetli veya doğru karar verebilme yeteneğine sahip olmayı gerektirmektedir. 
  • Etkili görevlendirme ve yetki devri yapabilmelidir. Ancak organizasyon yapısını, süreçleri, iş gereklerini, çalışanlarının değerlerini ve özelliklerini, işin çalışanlarına getirdiği iş yükünü bilen bir yönetici doğru bir yetki dağılımı yapabilir.
  • Çalışanlarını iyi tanımalı, onları motive edecek şeyleri bilmelidir. Her çalışanı motive edecek şey farklı olabilir. Ödül ve ceza mekanizmaları bu gerçeklere göre oluşturulmalıdır. Ancak iltifat her insanı mutlu eden bir davranıştır. Yönetici aşırıya kaçmadan çalışanları takdir ederek onları daha istekli çalışmaya ve kaliteli işler üretmeye sevk etmeli, onların performanslarını kurum yararına arttırabilmelidir. 
  • Yaptığı hatayı kabul etmelidir. Suçu başkasına yüklemeye çalışmamalı, çalışanların güvenini sarsmamalıdır. 
  • Çalışanları yeni fikirler üretmeye teşvik etmeli, söz konusu fikirleri beğenmese bile takdir etmelidir. 
  • Adaletli olmalıdır. Gerek çalışanlar arasındaki iş dağılımında gerekse sunduğu çözüm önerilerinde bunu çalışanlarına hissettirebilmelidir. Eşit bir iş dağılımı yapabilmek için de yöneticinin işinde uzmanlaşmış olması şarttır. Aksi takdirde yöneticinin “halden anlaması” mümkün değildir.
  • “İşini bilen değil iş bilen” olmalıdır. (Hüseyin Adanalı) İşini bilen yöneticinin aksine iş bilen yöneticiler, çalışanlar tarafından daha çok sevilmekte ve saygı gösterilmektedir. Az çalışıp, çok konuşarak iş yapmış gibi görünmeye çalışan işini bilen yönetici “her devrin adamı” olmaktan öteye geçememektedir. 
  • Komplekslerinden arınmış olmalıdır. İyi yöneticiler, kendilerini yetenekli çalışanlarla kuşatmak ister, kendilerinden daha zeki çalışanlar bulmaktan büyük keyif alırlar ve bunun kendilerini geliştirmeye devam etmek için bir fırsat olduğunu bilerek hareket ederler.   
  • Tenkit etmemeli, kızmamalı, sabırlı ve soğukkanlı olmalıdır.  
  • Her şeye çözümü olmalıdır. Zor dönemlerde çalışanların kendinden beklediği doğru çözümleri üretebilmelidir. 
  • İyi eleman seçebilmelidir. Yöneticilik doğru işte doğru kişiyi çalıştırmayı da gerektirir. 
  • İş yeri çalışma kurallarına uygun davranmalıdır. Yönetici bu kurallara kendisi uymazsa başkalarının uymasını bekleyemez. 

Bu özellikleri sıralamaya devam etmemiz mümkün. Ancak görülüyor ki iyi bir yönetici olmak çok da kolay bir iş değil. Nasıl, bir ürünün kendisini tanımış olanlara o ürünün taklidini kabul ettirmek kolay değilse başarılı yöneticilerle çalışmış patron ve çalışanlara da başarısız yöneticileri kabul ettirmek kolay değildir.  

İDARECİLİK SANATI *  

Büyük Amerikan imalat fabrikalarından birinin yönetim kurulu üyeleri kâr ve zarar hesaplarını incelerken, fabrika müdürünün aylığına takılmışlar ve bunu bir hayli indirmek kabil olacağını düşünmüşler. İçlerinden iki kişi seçerek fabrika müdürü denen bu adamın neler yaptığını bir görmelerini ve ondan sonra bu konuda karar verilmesini kabul etmişler.

İki kişilik heyet bir sabah sessizce fabrikaya gitmiş ve fabrika müdürünün odasına girmiş. Gördükleri manzara şu olmuş: Fabrika müdürü elinde kahve fincanı, ağzında piposu, ayakları masanın üstünde, etrafa halka dumanlar yaymakla meşgul. Masanın üstünde ne bir dosya, ne bir kağıt hiç bir şey yok.

Bir müddet kendisi ile oradan buradan konuşan heyet azaları bu müddet zarfında müdürün hiç bir işle meşgul olmadığını ve yalnız bir kaç basit telefon konuşması yaptığını görmüşler. Heyet aldığı intibadan memnun İdare Meclisine fabrika müdürü denilen zatın yanında bulundukları üç küsur saat zarfında hemen hemen hiç bir şeyle meşgul olmadığını ve bu bakımdan böyle basit bir iş için verilen yıllık 100.000 dolardan en aşağı üçte iki nispetinde bir tasarruf sağlanabileceğini söylemiş. Tabii fabrika müdürü bu indirmeye razı olmamış, işten ayrılmış. Yeni maaşla çalışmayı kabul eden bir çok istekli arasında bir zat yeni fabrika müdürü tayin edilmiş.

Üç aydan sonra idare meclisine gelen imalat istatistiklerinde az, fakat dikkati çekecek kadar bir düşme başlamış, fabrika müdürü yenidir, tabii bu kadar acemilik olur demişler. Altıncı ayın sonunda istatistik eğrisi bir hayli düşmüş. Eski heyet azaları yeni fabrika müdürünü odasında ziyaret etmişler. Adamcağız kan-ter içinde, bir elinde telefon, öteki eli evrak imzalamakla meşgul, başıyla gelenlere oturmalarını işaret etmiş. Gelen giden o kadar çok ki, adamla doğru dürüst konuşmaya bile imkan olmamış.

Fakat heyetin kanaati şu olmuş.; böyle canla basla çalışan bir adam başta olduğu müddetçe işlerin düzelmemesi için hiçbir sebep yoktur, biraz daha bekleyelim. Sene sonu gelmiş, her zaman kâr eden fabrikanın bilançosu zararla kapanınca idare meclisi azaları birbirine girmişler ve işi yeniden incelemeye başka bir heyeti memur etmişler. Yeni heyet müdürün odasına değil, fabrikaya gitmiş ve iş başında bekleyen insanlar görmüş, sebebini sormuş aldıkları cevap şu: Hususi bir döküme başlayacağız, fabrika müdürü ben gelmeden başlamayın dedi, biz de bekliyoruz, her halde elektrik atölyesinden bir türlü ayrılmaya vakti olmadı.

O sırada gözleri, yaşlı bir ustabaşıya ilişmiş, adamı şöyle bir kenara çekmişler ve fabrikanın eskiye nazaran daha fena çalışmasının sebeplerini sormuşlar. Yaşlı ustabaşı içini boşaltmak ihtiyacını uzun zamandır hissetmiş olacak ki :

-  Baylar demiş, eski müdürümüz teferruatla uğraşmaz, ileriye ait planlar yapar, işi bize bırakır, biz de normal zamanlarda onu rahat bırakırdık. Ani, içinden çıkamayacağımız olağanüstü bir problemle karşılaştığımız zaman ancak ona başvururduk ve o zaman da bilirdik ki, o bizim bu müşkülümüzü çözecek. O hakiki fabrika müdürü idi. Güler yüzlü idi, piposunu içer, bizle şakalaşır, fakat hepimiz için düşünürdü. Şimdiki müdür de çok dürüst, iyi niyet sahibi, hatta çok daha çalışkan bir adam. Fakat o hiçbirimize inanmıyor, her işin kendisi tarafından görülmesini istiyor. Yani o, bizim yerimize ustabaşılık yapıyor, tabii biz de amele çavuşu mertebesine düşüyoruz, haydi neyse buna da aldırmayalım, ama fabrika müdürlüğü boş kalıyor. Elinde piposu,ileriyi görmeğe çalışan, tedbir alan, düşünen adamın yerinde kimse yok.

Eski fabrika müdürünü tekrar oraya getirmek isteyen idare meclisi, bir senelik acı tecrübesinden sonra 100.000 yerine 150.000 dolarla onu ancak gelmeye razı etmiş.

*kaynak:http://www.mcozden.com/joomla1/index.php?option=com_content&task=view&id=250&Itemid=35

Bu trajikomik alıntıdan bile yöneticiliğin sandığımız kadar kolay olmadığını, arka planda çok daha derin bir birikim ve ayrıntı gerektirdiğini anlayabilmekteyiz.Küreselleşen dünyada insan kaynağının ve rekabetin önemi arttıkça, etkin yöneticiliğin önemi de giderek artıyor. Önümüzdeki günlerde “her devrin adamı” yöneticilerin,  küresel rekabetin şartlarına nihayet direnemeyeceğini hep birlikte göreceğiz.

 
< Önceki   Sonraki >
McOzden yahoo grubuna üye ol

[+]
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size