| SOSYAL DEVLET NEREYE GİDİYOR ? |
|
|
|
| Yazar Av.Cüneyt Danar | |
| Pazar, 28 Şubat 2010 | |
|
Bilindiği üzere, çalışma mevzuatımızda ücretsiz izin uygulaması çok sınırlı bir alanda düzenlenmektedir. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde uygulanan ücretsiz izinlere, Yargıtayımız tarafından da şüpheyle yaklaşılmaktadır. Yargıtay’ın verdiği kararlarda, özellikle uzun süreli ücretsiz izin uygulaması, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshi şeklinde yorumlanmakta ve buna bağlı müeyyideler hükmedilmektedir. Anayasamızın 2. maddesi uyarınca uyarınca Devlet, “sosyal bir hukuk devletidir”. Devlet, Anayasa’nın 49. maddesi uyarınca çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Anayasa’nın 60. maddesine göre de herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu, sigortalıların Anayasal temel haklarını hiçe sayacak şekilde yayımlamış olduğu 2009-155 sayılı Genelge’yle, ücretsiz izinde olan bazı çalışanlara tedavi yardımı sağlamayacağını düzenlemektedir. İş Kanunu’nda kabul gören ücretsiz izinler İş Kanunu, sadece iki yerde ücretsiz izni düzenlemiştir, bu düzenlemeyi de işçilere bazı haklar sağlamak için yapmıştır. Bunlardan ilki, yıllık izinlere ilişkin 56. maddenin son fıkrasıdır. Maddeye göre, yıllık izinlerini işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olan işçilere, işçilerin ücretsiz izni talep etmeleri ve bunu belgelemeleri halinde işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır. Görüleceği üzere İş Kanunu, işçinin yıllık izne gidiş ve dönüşlerinde yolda geçen sürelerini karşılamak üzere ücretsiz izni işçilere “hak” olarak tanımaktadır. İkincisi de doğum ve analık izinlerini düzenleyen 74. maddenin beşinci fıkrasıdır. Maddeye göre kadın işçi, doğumdan sonraki sekiz haftalık analık iznine ilave olarak eğer isterse altı aya kadar ücretsiz izin alabilmektedir. Kanun, kadın işçinin istemesi halinde işverenin bu ücretsiz izni vermesini işveren açısından bir “zorunluluk”, aynı zamada kadın işçi açısından bir “hak” olarak düzenlemiştir. SSGSS Kanunu’nun ücretiz izne yaklaşımı 5510 sayılı SSGSS Kanunu da sigortalıların ücretsiz izinli oldukları dönemde sağlık yardımlarından yararlanmalarını düzenlemektedir. Kanun’un 9. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre, sigortalının ilgili kanunlar gereği ücretsiz izinli olması halinde, bu ücretsiz iznin sona ermesini takip eden 10. günden sona hastalık ve analık hükümleri bakımından zorunlu sigortalılık sona erecektir. Yani sigortalı ücretsiz izinde dahi sağlık hizmetinden yararlanacak, ancak ücretsiz izin süresi sona erdikten 10 gün sonra artık zorunlu sigortalı olarak sağlık hizmeti alamayacaktır. Bu tarihten sonra sigortalının, Kanun’un 60. maddesi uyarına genel sağlık sigortalısı sayılması gerekecektir ve gelir durumuna göre GSS primi ödemesi halinde sağlık hizmetinden yararlanabilecek ya da ücret geliri olmadığını belgelemesi halinde yine sağlık hizmetinden yararlanmakla birlikte, GSS primi devlet tarafından karşılanacaktır. 4447 sayılı Kanun’a göre, ücretsiz izinler işsizlik ödeneği almaya da engel değil! 30 Ocak 2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve İşsizlik Sigortası Kanunu’nun uygulanmasına yönelik 3 Nolu Tebliğ’in 2. maddesinin son fıkrasına göre; işsiz kalınmadan önceki son 120 gün içerisinde ücretsiz izin nedeniyle işçi adına prim yatırılmayan süreler kesinti sayılmamaktadır. Yani, işsizlik ödeneğine hak kazandıran koşullardan biri olan ve son 120 gün kesintisiz prim ödenmesi şartında, bu sürede ücretsiz izinli olunması hali, işsizlik ödeneği almaya engel oluşturmamaktadır. Ücretsiz izinde hastalanan işçiye bir darbe de SGK’dan!!! Genelge, ücretsiz izinlerin İş Kanunu’nda sadece yıllık izinler ve doğum izni kapsamında düzenlendiğine dikkat çekiyor. Genelge, bu düzenlemelerin dışında verilecek ücretsiz izinlerin geçerli sayılmayacağı sonucuna varıyor. Bunun neticesinde, Eksik Gün Bildirim Formu (EK-10)’nda (02) koduyla ücretsiz izin işaretlenmesi durumunda, ücretsiz izin süreleri eğer İş Kanunu’nun 56 ve 74. maddelerinin dışında bir sebeple verilmişse, bu durumda sigortalının sağlık hizmetinden yararlandırılmayacağını düzenliyor. Yani, zaten ekonomik kriz nedeniyle zor durumda kalan ve işsiz kalmaktansa ücretsiz izni tercih eden işçiye, bu sürede sağlık yardımlarından yararlandırmamak suretiyle bir darbe de SGK’dan geliyor! SGK bu yorumuyla hukuken çok büyük bir yanlışın içine düşmektedir. Gerçekten de İş Kanunu’nun 56 ve 74. maddeleri dışında verilen izinler hukuken kabul edilen ücretsiz izinler olamayacaklardır ancak, bu izinlerin iş hukuku anlamında geçersiz sayılmasıyla, SSGSS anlamında bu sürelerde sağlık yardımı verilmemesi hususları birbirinden alakasızdır. Kurumun böyle bir uygulama yapması akıl, hukuk ve sosyal Devlet olgusuyla bağdaştırılamamaktadır. Olması gereken neydi? Aslında Genelge’nin düzenlemesi şu şekilde olmalıydı: Ücretsiz izinde geçen sürelerde, SSGSS Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca sigortalı yine sağlık hizmetlerinden yararlanmalıdır. Ancak, kuruma bildirilecek ücretsiz izin süresinin sona ermesini takip eden 10 gün sonra halen sigortalı adına prim yatırılmamışsa, artık bu tarihten itibaren işçinin zorunlu sigortalılığı sona erdirilmeli, fakat bu tarihten sonra sigortalının Kanun’un 60. maddesi uyarına genel sağlık sigortalısı olarak sağlık hizmetinden yararlanmaya devam etmesi gerekirdi. Yani kuruma bildirilecek ücretsiz izin süresinin sona ermesini takip eden 10 gün sonra sigortalının statüsü değişmeli, sağlık yardımlarından kesintisiz yararlanılmalı, ancak zorunlu sigortalı yerine GSS’li olarak sisteme kaydedilmelidir. Kurum, kaş yapayım derken göz çıkarmıştır, amacını aşan hatalı bir düzenleme yapmıştır. Kurumun bu yanlıştan biran önce dönmesi ve Sosyal Devlet’e yakışır bir şekilde ücretsiz izindeki işçiyi mağdur etmemesi gerekmektedir. Av. Cüneyt DANAR |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| ANASAYFA |
| KURUMSAL |
| EĞİTİMLERİMİZ |
| DANIŞMANLIK |
| HABERLER |





