Skip to content

McOzden Yönetim Eğitim Danışmanlık

You are here: ANASAYFA
RUHSAL ZEKÂ VE BİZ PDF Yazdır E-posta
Yazar Y.Doç.Dr.Abdullah Soysal   
Pazar, 07 Mart 2010

Imageİnsanın ruhsal zekâsı beden için bir yönlendirici, bir rehberdir. Bireyin neyi, nasıl yapacağını belirler, kalıcı ve daha samimi ilişkiler kurmasını sağlar.

İnsanın iç dünyasının uygun yer ve zamanda ortaya çıkmasına yardım eder. Düşünce dünyasını somutlaştırmada, pratiğe aktarmada onun koçu olur. En önemlisi de, insanın kendisi ve çevresiyle uyumlu ilişkiler kurmasına, anlaşmasına yardımcı olur. Bu zekâyı iyi kullanan bireyler çevreye daha kolay adapte olur, onları anlar ve kendini iyi anlatır. Özdeşleştirme becerileri oldukça yüksektir. Sözlü ya da sözsüz yaklaşımlarıyla kendilerini kabul ettirirler.

Krizi ve kriz anını iyi yönetirler. Sözgelimi, mali konuların görüşüldüğü toplantıda birimlerinizden gelen raporları birim amirleri ile tek tek müzakere ediyorsunuz. O da ne? Pazarlama departmanından gelen raporda birkaç hata gözünüze çarptı. Birim amirini diğerlerine de gözdağı olsun diye iyi bir haşlayabilirsiniz. Sonuçları; huzursuz bir ortam, gergin bekleyişler, biran önce bitse de gitsek beden dilleri ve verimsiz ve sevimsiz geçen bir toplantı. Ya da “yahu bu pazarlamacı arkadaşınız raporları hazırlarken gözlük takmayı unutmuş” diyerek böylece hem yapılan hata gerginliğe meydan verilmeden ilgili kişiye iletilmiş olur hem de ortamı yumuşatmış olursunuz.

Ruhsal zekâsını aktif kullanan bireyler, yönetilmekten çok yönetmeyi, lider olmayı, fikir vermeyi severler. Aksiyon adamıdırlar. Yaptıkları yapacaklarının garantisidir. Çünkü öyle iş çıkarırılar ki bir bakarsınız aslında herkes işin içindedir. Paylaşmayı onlar kadar seven insan yoktur. Paylaşanlara yeni ve farklı dünyaların kapılarını aralarlar. Yeniden bakmayı, düşünmeyi, hissetmeyi öğretirler. Sıra dışı yaklaşımları ile ezber bozarlar. Sınırları zorlar, alternatifleri çoğaltırlar. Çözümsüzlük lügatlerinde yoktur.

Her zaman bir sonraki hamleyi ve daha sonrasını görürler. Çevre onlar için ilham kaynağıdır. Öğretmenidir olaylar, insanlar, değişimler. Gözlem onların en keyif aldığı iştir. Ne? Ne Zaman? Nasıl? Niçin? Neden? Bu sorulara aşıktırlar. Karşılaştırır, analiz ve sentez yaparlar. İyi birer senaryo yazarıdırlar. Ama doğaçlama oynamayı severler. Hazır cevap yetenekleri oldukça gelişmiştir. Empatiktirler. Başkaları onlar için keşfedilmesi gereken en önemli şeydir. Onları anlamak, bilmek, ne düşündüklerini hissetmek isterler. “Oymuşsun gibi davran” sürekli kendilerine telkin ettikleri şeydir. Anlamak için dinlemek gerektiğini bilirler. Çünkü ağzına kadar suyla dolan bardağa daha bir şey konulmayacağının farkındadırlar.

Çevre çoğu zaman bireyin ruhsal zekâsının kaynağı olsa da aslında ana kaynak, bireyin kendi öznel kişiliği ve algılamasıdır. Birey bu muğlâk dünyanın kapılarını ruhsal zekâsı ile aralamaya çalışırken hepten kaybetmiş ya da kazanmış değildir. Çünkü bizzat muhatap olduğumuz dünya, bizim kendi bilgi ve deneyimlerimiz neticesinde keşfedilmeye ihtiyaç duymaktadır. Bizim anlayabildiğimiz ve algılayabildiğimiz kadardır aslında dünya. Daha fazlası değil. Anlatılanlar içselleştirilmez, önemsenmez, beyhudedir. Dolayısıyla kazanmaya karar verdiysek keşfettiklerimizi kendimize bir yarar sağlayacak şekilde kullanmalıyız. Amacına ve özüne uygun. Nokta atışı yapabilmeliyiz, çok fazla yorulmadan.

Düşünce ve akıl hiç durmaksızın onun için koşturur. Dolayısıyla daha gerçekçidir. Somut ve düz. Hiç kıvırmaz. Olanı aktarır ve görür. Bazen duygu girer araya inceltir, yumuşatır, eğer, büker ilişkileri. Sevimlidir fakat sinsi. Güvenilmez dostluğuna.

İşte ruhsal zekâ, insanın akıl ile duygusunun kesiştiği temel bileşendir. İkisini aynı anda ve yerde tutabilmeli, uyumlu ve ahenkli dans etmeleri için her türlü yola başvurmalıyız. Bu bileşenin dengeli olmasına özen göstermeliyiz. Çok zeki olabiliriz ama çok sosyal olamazsak insanları ve çevreyi anlamakta, iyi ve kalıcı ilişkiler kurmakta zorlanırız. Çok sosyal olabiliriz ama zeki olamadığımız zaman, işimizi pratik ve verimli yapmakta zorlanabiliriz.

İnsan çelişkiler yumağı, anlamak zor. Fakat yakınlaşınca bedenine görürsün boyunu, posunu, huyunu, suyunu. Koklarsın tenini, okşarsın saçını ama o kadar. Detayına inmek için ruhuna inmek, o girift dünyanın bekçisi olmak gerek. Fakat o da ne? İzin vermez önyargı, kıskançlık, kibir ve gurur. Eğilmek lazım, saygı duymak, sabretmek, düşünmek ve erimek. Bu gücü ve beceriyi bireye kazandıran temel unsur ise ruhsal zekâ’dır.

Bu bağlamda ruhsal zekâ sahibi her insan, içindeki bu enerji kaynağını sinerjiye dönüştürebilmesi için kendini iyi tanımalı, çevresinin farkında olmalı ama tutarlı ve kararlı bir şekilde kendini başarının değişmez kanunlarının emrine vermelidir: İçten ol, samimi ol, inan, sev, düşün, çalış, uy, değiş, değiştir, geçmişi an, ufka bak, önyargılı olma, kendini sıkma. 

 
< Önceki   Sonraki >
McOzden yahoo grubuna üye ol

[+]
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size